17.12.10

Nothing Personal

Photobucket


Muhteşem ve oldukça sıradışı bir aşk (=yalnızlık) hikayesi..

Birbirlerinden hiç bir beklentisi olmayan apayrı iki insanın arasında zamanla oluşan görünmez bir bağın görünülmeye başlandığı anda kopuşu...
biz Türkler buna halk arasında kader kismet diyoruz.
Ama hikaye hakkaten çok ince dokunuşlarla anlatılmış.

Tabi bu tür filmler öle otu boku izleyen odunların izleyeceği türden bişey değil.:)
Zevkleri özel olan insanlara göre bir film...:)
İzlediği filmden gördüklerinin ötesinde anlam çıkarabilenler için yapılmış diyebiliriz.
Dikkatli izlenildiğinde verdiği mesajlar bence çok ustaca ve zekice döktürülmüş.
Çok sevdim.
Tavsiye ederim.


Filmdeki kitaptan alıntı beni de oldukça etkiledi..
"Nothing really disappears.Everything continues in the world of humans."

Oldukça güzel bir laf..

15.12.10

mutluluk neydi?

17 yaşında özgürlüğün tadını çıkarmakmıydı mutluluk?
Resmi dairede henüz imzan bile geçmezken insanlara ben üniversite okuyorum demekmiydi?
Çevrende en küçük olduğun için hep minik diye anılmakmıydı mutluluk?
Yurt kapısına 12yi geçince geldiğinde bekçiden yalvara yakara içeri girmekmiydi?
Birilerinden hoşlanıpta utanıp söyleyememekmiydi?
İlk defa öpüldüğünde hissettiğin o garip duygumuydu mutluluk?
Sevgilinle kavga edip yanına gitmekmiydi paldır küldür.
Sınava girip boş kağıt vermekmiydi?
Sonrada pişmiş kelle gibi sırıtıp gene kaldım lan demek?
Her geçen gün biraz daha büyümekmiydi?

Beş kuruşun kalmadığında peynir ekmeğe talip olup sanki bonfile yemişçesine hazlı doymakmıydı?
Kışın soğuunda donarken, sıcak su yok diye lanet edip bir yandan da ketilla su ısıtıp yıkanmakmıydı?
Evi su bastığında gülerek ama aynı zamanda sinir olarak koşturmakmıydı ordan oraya?

Baba parasının biryerde tükeniceğinin farkına varıp hayata atılmakmıydı?
Sorumluluklarına teker teker sahip çıkmakmıydı.
Hayatın biçok pisliğine şahit olup kendini onlardan soyutlamayı bilmekti mutluluk.
Aileye mahçup olmamak adına kafe köşelerinde 2 kuruşa çalışıp gebermekmiydi mutluluk?
Saatlerce çalışıp yorgunluktan dizlerinin tutmadığı gecenin sonunda aldığın 20tlyi eve giderken düşürmek ve tekrar dönüp bütün sokakları aramak ve ne yazıkki bulamamakmıydı mutluluk?
Sende 2 kuruş yokken borçlarını ödemek için biriktirdiğin parayı 3 çocuklu bir kadına verip iyi bayram geçirmesini dilemekmiydi?
Sonra aynı kadından darbe yemekmiydi?
Millete hizmet etmek ve bunun karşılığında emeğinin karşılığını alamamak mıydı?

Sokakta mendil satan çocuğa yediğin simiti vermekmiydi?
Yanına bide ayran almak?

Birilerini sevmekmiydi?
Birilerinin canını yakmak ve gülüp geçmekmiydi?
Birine "aşık" olmakmıydı mutluluk?
Hayatı paylaşmayı düşündüğün insanın koynunda uyumayı hayal etmek miydi?
Aşık olduğun adamın seni terk etmesi ve 1 gün bile dayanamayıp gelip barışmasımıydı mutluluk?
Ağlamak acizliktir dediğin anda "aşık" olduğun adamın, seni gözlerin şişene kadar ağlatmasımıydı mutluluk?
Ağlayabildiğini gördüğünde hissettiklerin miydi?
Çiftdikiş gittiğin okul hayatını son anda toparlayabilmek için götünü patlatmakmıydı?
Kimseye boyun eğmeden yaşamayı öğrendin.
Kimilerinin canını yaktın.
Kimileride senin canını yaktı.
Amına kodum hayat bu kadar adaletli olmak zorundamıydı?

Dost kaybettin iki kez.
onlara sinirlenmek bile bi mutlulukmuş..
Birçok insandan farklı bakardın göt dünyaya..
Bakmadığın zamanlarda canın sıkılırdı kapatırdın o tarafı hemen

Dostum dediğinden kazık yemekmiydi mutluluk?
Gerekli değeri veremediklerini özlemekmiydi?
Birilerinin dedikodularına göğüs germek miydi?
Türk vergi sisteminden nasıl geçicem ya diye kara kara düşünmekmiydi mutluluk?

Okul gene uzadı diye ağlanmakmıydı?
Çok insan denedin,cok insan eledin..
Kimi iz bıraktı giderken, kimi izinide aldı gitti.

Tüm bu olanların mutluluk olduğunu bana neden kimse daha önce söylemedi?
Bilseydim daha güzel yaşardım hepsini..
Daha sindire sindire

:/
Bunların hepsi geride kaldı.
Hepsi bitti.
Hiçbirinden kırıntılar dahi kalmadı bana.
Geçmişte yaşanılan tüm bu sefil hayata oranla, şimdi dışardan bakıldığında özenilecek bir hayata sahip olduğum söyleniyor.Birçok insan şanslı olduğumu düşünüyor.
Ya ben?Ben ne düşünüyorum bilen varmı?
Mutluluk neydi bilen varmı?

"o" olsaydı bana şöyle derdi..

http://fizy.com/#s/1ahowl

14.12.10

DeneY

Bir masada 10 tane boş çay bardağı vardı.
Her bardağa değişik ısılarda çay döktüler.
Kimi 80 derece, kimi 50, kimi 65, kimi 70, kimi de 30 derece idi..
Aradan 20 dk geçti, çayların ısılarını yeniden ölçtüler;
Artık hepsi 20 dereceydi.
Hiç bir bardak direnememişti içindeki çayın ısısını muhafaza etmek için.
Çünkü oda bardaktan daha büyüktü.
Eğer bardak daha büyük olsaydı, "şimdi oda sıcaklığı 20 derecedir."

diyemezdi hiç kimse...

the majestic

Photobucket

Bir kaza sonucu hafızasını kaybeden ve kim olduğu konusunda hiç bir fikre sahip olmayan bir adam..

Bu adamı seneler önce kaybettiği sevgilisine çok benzemesi sonucu "o" sanan, ve hafızasını tekrar yerine getirebilmek için tüm hatıraları tekrar yaşayan bir kadın..

Ve sonunda tüm gerçeklerin gün yüzüne çıkması..

Bir çok konunun birarada işlendiği ve hepsinin altında yatan ayrıntılar,filmin sonunu hakkaten güzel bitiyor.
Fantastik ve farklı.
İzlenilesi..

13.12.10

Bugün aslında dündü.

-Ya hiç yarın diye birşey yoksa?
-Tek günlük bir ömrün kaldıysa napardın?

gibi sorulara verilebilecek tüm cevapları sınırsız şekilde uygulayarak sıkılmaya başladığı dejavularından keyif almaya çalışan phil,sıra sevdiği kadına geldiğinde olayların hiçte göründüğü gbi olmadığını farkeder.

Herşeyden umudunu kesip geri kalan son gününü tekrar tekrar yaşamaktan sıkılan ve hayatının tüm anlamını yitirdiği sırada hiç ummadığı bir şekilde hayatını geri kazanır.
Ve bu sefer sevdiği kadın da yanındadır.

Her karesinde ayrı mesajlar yüklü mükemmel bir film ve izlenilesi..




Photobucket

25.10.10

monolog

Herkesin kendine göre bir dağı vardır ve herkes kendi dağında yaşar mevsimleri.
Senin güneşin yakamaz beni,benim kışımla da sen asla zatürree olamazsın.
Şimdi çık kendi dağına,ayakkabılarını çıkar ve koş.
Doludizgin koş!
Arkana bile bakma koşarken.
Bakma ; çünkü arkanda hiç kimse yok!
O dağ sadece senin.Ayağını basmadığın hiçbir yer kalmasın.Her yerini ezbere bil bu dağın.Yeni ağaçlar dik dağına.Ağaçlarla yeşile boya. Gururla dolaş.Adımların hep büyük olsun.
Büyük yaşa!Hiçbir zaman korkutmasın ölüm seni ve daima emin ol;
sen ölmeden kimse gelmeyecek senin dağına.
Ölünce gelecekler ve :
“Burada koca yürekli bir dağcı yaşardı.”
Diye yazacaklar senin zirvelerine ; ama bu senin umurunda bile olmayacak.
Sen zaten senelerce koca bir dağcı olduğunu bilerek yaşamıştın.


dkıran..


15.10.10

mış miş muş müş...

İnsanın geçmişi,bugünü ve geleceği...
-Kendi yolunda yürürken başından geçen olaylar, koşullar ve deneyimler,kendi inançlarının yansıttığı gölgelermiş;
-Onun varoluşu ve kaderi, kendi yargılarının ve düşkünlüklerinin elle tutulur, gözle görülür hale gelmesiymiş.
-Algıladığın, gördüğün ve dokunduğun her şey, bir 'görünmezlikten' kaynaklanırmış.
-Bir insanın yaşamı, düşlerinin gölgesiymiş, ilkelerinin ve inandığı her şeyin gözler önüne serilmesi...
-Herkez, kararlılıkla 'inandığı her şeyin'; noktasına, virgülüne kadar gerçekleştiğini görebilirmiş...
-İnsan daima yaratırmış..
-Karşısına çıkan engeller ise insanın kendi sınırlarının, çekişen fikirlerinin ve zayıflığının maddeye dönüşmesiymiş.

Kimisi yoksunluğa inanır, kimisi hastalığa tapar, kimisi sürekli olarak kıtlığa ve kısıtlamaya inanır ve kimisi de her şeyini suçluluk duygusuna bağlarmış....
-İnsanoğlu benliğinin en karanlık durumlarında bile daima 'yaratırmış'..

Kendimiz 'dışında' bir şeye aşık olup, kendi varlığımıza olan inancı unutmak, bağımlı olan bir dünyanın karmaşası içinde kendimizi yitirmek, kişiselliğimizin tek sahibi olan kendimizi unutmakmış...

İnsan saklanamazmış...
En küçük hareket, her görünüş, her düşünce ve yüzümüzün aldığı her şekil ve her ifade sadece "sonsuzlukta kaydedilirmiş"..

" zamanı geldiğinde bir film şeridi gibi geçen sahneler..domino taşlarının muazzam devrilişi.. iskambil kağıtlarının el çabukluğu sayesinde yer değişimi vs.."

-Kendi çizgilerini 'görmek' ,onları çepeçevre sarmak, bu sınırları kendi içinde 'boğarak' onlardan kurtulmak demekmiş..
-İnsanın yaşamını; ne kadar inkar edersen et ama, olumsuz duygular yönetirmiş!

Ozaman korkmayı bırakmalı ve saklanmaktan vazgeçmeliyiz.
Saklanmaktan vazgeçtiğimde
Bende, anlamsız olduğu için ölmesi gereken bir parça olduğunu gördüm.
Bu ölüm, benim için büyük bir fırsattı! ve bunu ancak ben yapabilirdim.
Sadece zaman meselesi..Zamanı gelince hepimiz hedefi tutturacağız.. Hepimiz sonunda kazanacağız..Hepimiz inandığımız şeye dönüşeceğiz.
Hepimiz neyi bozmadan koruduysak onu elde edeceğiz.

Ancak bunları düşünmekle beraber,
davranışlarımı; inançlarım mı yoksa eleştirel düşüncelerim mi belirlemeli karar veremiyorum.
Ama henüz 23 yaşındayım.İnançlarımın ve eleştirel düşüncelerimin zaman zaman çatışması sonucu yaptığımı düşündüğüm hataların beni bugüne sevkettiğini görmek ve beni doğru yaşamaya yönelttiğini bilmek,beni gururlandırıyor.
ve hala... davranışlarımın sebep olacağı hataları gözlemlemek için sakınca göremiyorum.
Hayatın beni başa atması için bir sakınca göremiyorum.
Ozaman şimdi başa dönme zamanı..tazelenme, yeşerme, böceklenme zamanı..

9.10.10

" Ben! "

Ne cürretle 'ben' deyebiliyorsun hala?
'Ben' içinde taşıdığın ayrılıktır; 'ben' senin yalanlar ordundur.
Kendi 'ben'lerinden birini her söyleyişinde yalan söylüyorsun.
Ancak kim olduğunu biliyorsan 'ben' diyebilirsin;
yaşamının efendisiysen ve iraden varsa.

Kendini gözle.Kim olduğunu bul!
Kalabalık içinde bir 'ben' olmak ,gerçek dışı, kaçısı olmayan, kendi kendine yarattığın sahte inançlar ve yalanlar sisteminin tuzağına düşmek demektir.
Dünya senin onu düşlediğin gibidir; o bir aynadır.Dışarıda kendi dünyanı bulursun, yarattığın, düşlediğin dünyayı.
Dışarıda kendini bul! Git ve kim olduğunu gör...
Diğerlerinin, senin içinde taşıdığın yalanın , uzlaşmanın, cehaletinin yansıyan görüntülerin olduğunu keşfedeceksin..
Değiş... ki dünya değişsin.

Beter bir dünya yaratıyorsun, sonrada kendi yarattığın şeyden, kendi eserinden dehşete düşüyorsun.
Dünyanın nesnel olduğunu düşünüyorsun...oysa dünya senin onu düşlediğin gibidir.
Yaşadıklarının tek sebebi aynandan bakışın gibidir.
Git, dünyaya gir ve bunları kabullen..
Kendi içindeki yoksullarla, zorbalarla,katillerle,kimsesizlerle,korkaklarla tanış.
Onları kabullen! Sakın onları görmezden gelme ve sakın suçlama.Onları kabullen!
Git ve yarattığın şeyi bilinçli olarak kabullen:
bir dünya ,müsamahasız ,cahil ve... ölü.

6.10.10

akledebilmek

Başarıyı belgelerde ,huzuru sokaklarda ,ismini kimlik kartlarında arayan insan,
Sırtındaki endişe çantası kimlere ait?
Neden düşlerin geceden karanlık,Korkuların umutlarından büyük?

...Keşke kalbinle akledebilseydin,ayrıntıların perdelediği hakikati...
Sahte korkulardan birer birer kurtularak,bütün cevapları yeniden sorabilseydin...

Ağaçların gölgelediği, gökyüzünün kucakladığı, meleklerin önünde eğildiği kimdi?
Zamanın durduramadığı, ölümün bile öldüremediği sonsuzluk yolcusu kimdi?
Kimdi kainatin tek halifesi?

5.10.10

başaramadıklarım

Küçük sorunlardı,büyüten hayallerimi.
Başaramadıklarım,basamaklarım oldu.Yanımda umuttan arta kalanlarla yürüdüm güneşe doğru.
Paçalarımı silktim.Düşkırıklıklarına tutundum,düşmemek için. Aradıklarımı karaladığım fotoğrafların arasında bulduğumda...
Bugün;
Öfke, öfkelendirmiyor;
Acı, yaşartmıyorsa gözlerimi
Öğrendiğimdir;
Yanlışın bazen en "vurucu" doğru olduğu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...